Konya Takkali Dağ
Konya’nın kuzey-batısındaki Takkeli Dağ’ın sivri tepeleri üzerinde, kartal yuvasına benzer sarp bir kale vardı. Gevele Kalesi diyorlardı. Konya, Takkeli Dağ’ın eteklerindeki düzlükte kurulmuş açık bir şehirdi. Savunması yoktu.. Bir savaş oldu mu, asker Gevele’ye çıkar, düşmanı orada beklerdi. Onun için Gevele’ye “Konya’nın kilidi” derlerdi. Gevele’yi fetheden, Konya’yı fethederdi.
Malazgirt’ten sonra, Anadolu’ya kol kol yayılan Oğuz akıncılarının başı Kutulmuşoğlu Mansur ve Süleyman Şah, Anadolu’da şehirler fethediyor, Anadolu’yu süratle Türkleştiriyorlardı. Bir gün, Süleyman Şah’ın yolu Konya’ya düştü, atının dizginlerini Gevele Kalesi’nin önüne çekti.
Süleyman Şah, Gevele’nin öyle kolay kolay, savaşla alınamayacağını anladı. Değil kaleyi kuşatmak, yamaçlarına dahi yaklaşmak kolay olmuyordu. Kalenin Bizanslı komutanı Romanus Makri, güçlü bir savunma kurmuştu. Yaklaşanları ok ve yağmuruna tutuyordu.
Süleyman Şah, umudunu kırmadı. Çareler aradı. Önce bir, iki esir yakalayarak Gevele’nin gücünü öğrendi. Kalenin şehirle bağlantısı kesikti. Kaledeki yiyecek ve içecek, içerdekilere ancak üç ay yetebilirdi. Gevele halkıyla açıkça konuşmayı uygun buldu. Bir elçi göndererek dedi ki:
- Biz Diyar-ı Rûm’da şehirler fethederek buraya kadar geldik. Burada da durmayacak, daha ötelere gideceğiz. Boşuna kan dökmek istemiyoruz. Yiyecek ve içeceğiniz size ancak üç ay yetebilir. Bizse burada üç ay değil, altı ay da bekler, ama kalenizi er geç teslim alırız. Siz de aç, susuz kırılır, gidersiniz. Kozumuzu mertçe paylaşalım. Eğer komutanınız kendine güveniyorsa, kalede titreyip duracağına meydana çıksın.. Başabaş dövüşelim. Ben yenilirsem, askerlerim çekilip gider, siz de rahat edersiniz. O yenilirse kaleyi teslim ediniz. Buyruğumuzu tanıyınız.
Elçi bu haberi Kaleye ilettiği zaman ortalık birdenbire karıştı. Türkler, mertçe meydan okuyor, çoluk-çocuk, genç-ihtiyar kanı dökülmesini istemiyordu. Kale komutanı Romanus Makri, teklifi reddetmeyi onuruna yediremedi. Kabul ettiğini söyledi. Ertesi gün, halkın gözü önünde iki komutan savaşacaktı.
Güneşin birkaç mızrak boyu yükseldiği sırada Gevele’nin demir kapısı açıldı. Çelik zırhlara bürünmüş bir atlı, tepeden aşağı süzülüp geliyordu. Süleyman Şah da atına binmiş, onu bekliyordu. Yamacın aşağısındaki düzlükte iki atlı birbirine saldırdı. Yaman vuruşuyorlardı. Bazı kez toz dumandan görünmüyorlar, sadece çeliklerin çiğ sesleri duyuluyordu. Derken atlılardan biri yere kapaklandı. Öteki de atından inerek yerdekinin üzerine atıldı. Kılıç şakırtıları, gürz, mızrak gürültüleri yine birbirine karıştı. Bizanslılar heyecandan çığlıklar atıyor, Türkler Allah’a dua ediyorlardı. Az sonra toz duman içinden zırhları parça parça bir adam göründü. Türklere doğru ilerliyordu. Bu Süleyman Şah’tı. Birden “Yaşa. Varol yiğit Şahım!” sesleri gökleri tutmuştu. Bizanslı komutan yerde yatıyordu.
Selçuklu ordusu Gevele’ye böyle girdi. Kilit, Türk kılıcıyla açılmış, Konya’nın fethi tamamlanmıştı.
Süleyman Şah, Konya’yı karargâh yaparak, fetihlerini İznik’e kadar uzattı. Bir süre sonra da istiklâlini ilan ederek, Konya’yı Anadolu Selçuklu Devletinin başkenti yaptı.

yükseklik 1500 metre civarı,kilise olduğu söylenen dağın içine oyulmuş yapılar.

1600 metre,kale kalıntıları başlıyor.

1700 metre,sur kalıntıları

Write a comment