Dünyaca Ünlü Bartın Küre Dağları
Karadeniz’in dünyaca ünlü turizm bölgesi Küre Dağları, son yıllarda trekking ve eko turizmi sevenlerin tercih ettikleri yerlerden. Dünya Doğayı Koruma Vakfı’nın (WWF) katkıları ile 1988 yılından beri Avrupa ormanlarının korumada öncelikli alanları arasında. Dağların içindeki milli park ise dünyanın çeşitli doğayı koruma vakıfları tarafından büyüteç altında tutuluyor.
Milli Park’a gitmek için İstanbul’dan Sakarya, Düzce, Bolu, Gerede, Karabük yolunu izlemek gerekli. İstanbul- Pınarbaşı 407 kilometre. Yakın çevredeki il ve ilçelere düzenli olarak otobüs seferleri var. İstanbul Safranbolu üzerinden Pınarbaşı’na ulaşmak 6 saat, Azdavay’a ulaşmak 6,5 saat sürüyor. Bartın üzerinden İstanbul-Cide ise 6,5 saat. Ankara’dan Çankırı, Ilgaz, Kastamonu üzerinden Pınarbaşı’na ulaşılıyor. Ankara-Kastamonu arası 240 kilometre ve yol yaklaşık 3 saat sürüyor. İzmir-Kastamonu arası 820 kilometre.
Bölge dört mevsim ayrı güzellikte. Kışın karla, ilkbaharda çiçeklerle kaplı. Sonbaharda yeşilin ve sarının tüm tonlarının iç içe geçtiği ormanlar muhteşem bir tablo haline dönüşüyor. Yaz aylarında aşırı sıcaklarda bile gezilebiliyor.
Küre Dağları Milli Parkı, Batı Karadeniz’de yer alıyor. Kastamonu ilinin kuzey batı bölümünde, Cide, Azdavay, Pınarbaşı ilçeleri ile Bartın ilinin Doğu bölümü arasında kalan bölgede. Dağların arasında milli park ilan edilen bölge 37 bin hektarlık bir alan. Bir plato karakteri taşıyarak doğu-batı doğrultusunda uzanan bu parkın içinde kanyonlar, boğazlar, mağaralar ve düdenler var. Devrekani, Şehriban, Aydos, Ulus, Arıt çayları Karadeniz’e doğru yol alırken milli parkın içinden geçiyor.
Küre Dağları Milli Parkı ulaşımı zor olduğundan iyi korunabilmiş. Dünyada ender rastlanan bitki örtüsü ve ekosistemi ile doğayı koruma açısından dünyaca ünlü önemli bir örnek. WWF’ye göre de park Avrupa’daki doğal ormanların en güzel ve en yabanıl örneklerinden biri.
Parkın içinde Türkiye’deki 132 memeli türünden 40’ı yaşıyor. Bu türler vaşak, susamuru, geyik ve karaca gibi soyu tehlike altındaki hayvanları da içeriyor. Parkta ayrıca 46’sının soyu tehdit altında olmak üzere 129 kuş türü var. Yöre, gündüz ve gece yırtıcıları açısından da zengin. Varlığı bilinen 675 bitki türünün 109’u endemik, 49’u nadir, 47’si ise tehlike altında olarak tanımlanan bitkiler.
7 Temmuz 2000 yılında Küre Dağları’nın batı kesimi milli park ilan edildi. Bu karar WWF’nin milenyuma girerken başlattığı Yaşayan Gezegen Kampanyası çevresinde ‘Türkiye’nin Dünyaya Armağanı’ olarak kabul edildi.
Milli parkın sınırları içinde herhangi bir kırsal yerleşim yok. Ancak etrafında 80 bin hektarlık bir tampon bölge var. Bu bölgede 8 ilçeye bağlı 50 kırsal yerleşim birimi bulunuyor. Yörede büyük şehirlere göç fazla olduğu için nüfus 10 bini geçmiyor. Nüfusun az olması da doğanın tahribatının önüne geçen etkenlerden birisi olarak gösteriliyor.
Küre Dağları dört mevsim ayrı güzellikte. Kışın karla, ilkbaharda çiçeklerle kaplı. Sonbaharda yeşilin ve sarının tüm tonlarının iç içe geçtiği ormanlar muhteşem bir tablo haline dönüşüyor. Yaz aylarında aşırı sıcaklarda bile gezilebiliyor. Çünkü sık ağaçların bulunduğu ormanlar serin serin gezme olanağı sağlıyor. Park trekking ve dağcılık tutkunları, kampçılar ve gençler için ideal. Küre Dağları Milli Parkı’nı ziyaret için en uygun zaman genellikle yaz ayları. Çünkü yörenin muhteşem güzelliği, haziran – eylül ayları arasında daha rahat keşfediliyor.
Ülkemizde doğa gezilerine ilginin artması ve Küre Dağları’nın tanınması sonucu son yıllarda İstanbul ve Ankara’dan Milli Park’a gelenlerin sayısında belirgin bir artış gözleniyor. Doğal güzellikleri görmek için turlar düzenleniyor. Ancak milli parkın içinde konaklama olanağı yok. En yakın yerleşim merkezleri ve köylerdeki bazı evlerde pansiyonculuk amatörce yapılıyor.
Milli Park’ta Görülmesi Gerekenler
Valla Kanyonu: Pınarbaşı İlçesi’nin 26 kilometre kuzeyindeki Muratbaşı Köyü yakınlarındaki Devrekani Çayı ile Kanlıçay’ın buluştuğu yerde başlıyor. Kanyonun başlangıç noktasına 1,5 kilometrelik oldukça eğimli bir patika ile ulaşılıyor. Kanyonun iki tarafındaki kayalık uçurumların yüksekliği 800-1200 metre arasında. Bu kayalıklar kartal, şahin, akbaba gibi yırtıcı kuşları barındırıyor. Yerel rehberler ve uygun ekipmanlar olmadan geçilmesi doğru değil.
Ilgarini Mağarası: Sorkun Yaylası’ndaki Ilgarini Mağarası’nın uzunluğu 858 metre, derinliği 250 metre. Roma ve Bizans döneminde iskan alanı ve dini amaçlarla kullanılan mağarada, yapı kalıntıları, seramik ve küp parçaları, su sarnıcı, su kuyusu, ardıç ağacından yapılmış lahitler, şapel ve fırın kalıntıları var. Pınarbaşı ilçe merkezine uzaklığı 36 kilometre. Ulaşmak için Sümenler Köyü’ne kadar vasıta var. Sorkun Yaylası’ndan itibaren dik ve kayalık orman içi patika yoldan yaya olarak 1,5- 2 saatlik bir yürüyüşle mağaraya ulaşılabilir. Yoğun ormanda kaybolmamak için rehber alınması şart.
Ilıca Şelalesi: Pınarbaşı Ilıca Köyü sınırlarındaki şelalede, su 15 metre yüksekten dökülüp doğal bir havuz oluşturuyor. Çok sayıda ağaç ve bitki ile çevrili olan doğal havuzun bir köşesinde ise küçük bir kumsal var.
Ilıca Hamamı: Yine aynı köy içerisinde Bizanslılardan kalma bir hamam mevcut. Hamam yontma taştan yapılmış kubbe şeklinde, 2 metre genişliğinde, 3.5 metre uzunluğunda ve 1.80 metre yüksekliğinde. Hamamın yaz ve kış su ısısı 23 derece.


Write a comment